<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.kalbimcity.com/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>KalbimCity Forum - Kisisel Gelisim Portali</title>
  <link>http://www.kalbimcity.com</link>
  <description>XML içerik linki; KalbimCity Forum - Kisisel Gelisim Portali : Son 10 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Fri, 25 Jul 2008 03:04:40 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Thu, 24 Jul 2008 12:17:29 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.04</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.kalbimcity.com/RSS_topic_feed.asp</WebWizForums:feedURL>
  <item>
   <title>Be&#351;ikta&#351; : hayran olduğum bir oyuncu Filip Holosko</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3328&amp;PID=8549#8549</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=1">Kalbimcity</a><br /><strong>Konu:</strong> hayran olduğum bir oyuncu Filip Holosko<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Temmuz-2008 Saat 12:17<br /><br />holosko ile kewell ı bir kıyaslasak :) kıyaslanmaz bile bence ]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 24 Jul 2008 12:17:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3328&amp;PID=8549#8549</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Haber : flaş....flaş.;!.... Flaş... keneler mecliste</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3329&amp;PID=8548#8548</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=1">Kalbimcity</a><br /><strong>Konu:</strong> flaş....flaş.;!.... Flaş... keneler mecliste<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Temmuz-2008 Saat 12:16<br /><br />şaşılacak bir durum yok keneler işini biliyor :)]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 24 Jul 2008 12:16:36 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3329&amp;PID=8548#8548</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Gezi : DÜNYANIN YEDİ HARİKASI</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3327&amp;PID=8547#8547</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=1">Kalbimcity</a><br /><strong>Konu:</strong> DÜNYANIN YEDİ HARİKASI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Temmuz-2008 Saat 12:14<br /><br />dünyanın 8. harikasıda sevgilim yöneticim SSs ile birlikte biziz :)]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 24 Jul 2008 12:14:33 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3327&amp;PID=8547#8547</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#304;ki G&#246;z&#252;n&#252;z Eyl&#252;l Ablan&#305;z : EYLÜL ABLANIZI TATİLE YOLLAMAK İSTEMEZMİSİNİZ?</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3325&amp;PID=8546#8546</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=1">Kalbimcity</a><br /><strong>Konu:</strong> EYLÜL ABLANIZI TATİLE YOLLAMAK İSTEMEZMİSİNİZ?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Temmuz-2008 Saat 12:13<br /><br />eylül abla senin bizi yollaman lazım bence ama hadi neyse seni gölbaşında bi akşam yemeğine yollarız artık :)]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 24 Jul 2008 12:13:40 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3325&amp;PID=8546#8546</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>T&#252;rk&#231;e Klipler : gökhan özen vah vah</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3333&amp;PID=8545#8545</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> gökhan özen vah vah<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 15:04<br /><br />&#091;tube&#093;http://www.beatfiltering.com/index.php/1010110A/d3424942f9a3d043825c03dcc399096c18b321bf95d44348a3c3d191af796d103c88799e0b1f6f4f16386&#091;/tube&#093;]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 15:04:51 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3333&amp;PID=8545#8545</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Haber : Yağmurdan asfalt çöktü, yakınındaki ev boşaltıldı</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3332&amp;PID=8544#8544</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> Yağmurdan asfalt çöktü, yakınındaki ev boşaltıldı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 14:53<br /><br /><img src="http://www.kalbimcity.com/smileys/smiley18.gif" height="17" width="17" border="0" align="absmiddle" alt="Ouch" /><TABLE height=6 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=716><T><TR><TD><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD><H1 =HabDeter>Yağmurdan asfalt çöktü, yakınındaki ev boşaltıldı</H1></TD><TD =HabDetDate align=right width=130>17 Temmuz 2008</TD></TR></T></TABLE></TD></TR><TR><TD height=10></TD></TR><TR><TD =y_editor_info style="COLOR: #444444" height=15>Selahattin BUDAKOĞLU/BURSA, (DHA)</TD></TR><TR><TD height=10></TD></TR><TR><TD =yHabDetText><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0 valign="top"><T><TR><TD><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0 valign="top"><T><TR><TD vAlign=top></TD></TR></T></TABLE></TD></TR><!--media başlangıç--><!-- media--></T></TABLE><B>BURSA&#8217;da bir inşaatın üst tarafındaki asfalt yolda, yağmurun etkisiyle çökme meydana geldi. Çöken asfaltın 20 metre yakınındaki evde oturan Necip Erdirenişli, polislerin uyarısı üzerine ailesiyle birlikte geceyi komşularında geçirdi.</B><BR><BR><P>Merkez Yıldırım İlçesi Emirsultan Mahallesi Tekler Sokak&#8217;taki Nusret Karatürk&#8217;e ait inşaatın üst tarafındaki asfalt yol yağmurun etkisiyle çöktü. Olay yerine gelen Yıldırım Belediyesi yetkilileri, toprak kayması nedeniyle yamaç olan bölgedeki yolun üstünde kalan Necip Erdirenişli&#8217;ye ait binanın risk altında olduğuna karar verdi. Bunun üzerine gece yarısı olay yerine giden güvenlik güçleri, Erdirenişli&#8217;yi gece evde kalmamaları konusunda uyardı. Evlerinin yanında başka evler olmasına rağmen yalnızca kendi evinin boşaltılma talebini şaşkınlıkla karşılayan Erdirenişli, iki çocuğu, eşi ve alt katta oturan anne babasıyla beraber geceyi komşularında geçirdi.<BR></P><P><strong>YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA BEKLİYOR</strong><BR></P><P>Ardından sabahın ilk saatlerinde çalıştığı PTT&#8217;den izin alarak evinin önünde beklemeye başlayan Erdirenişli, herhangi bir yetkilinin olay yerine gelmemesi üzerine tepki gösterdi. Evinin önünde açıklama yapan Erdiren, polisin uyarısı nedeniyle evlerini boşalttıklarını, ancak halen bir yetkilinin konuyla ilgili bilgi vermemesi nedeniyle tedirgin olduklarını belirterek şöyle dedi: &#8220;Dün akşam saatlerinde yağmur nedeniyle evimizin alt tarafındaki asfalt yol çöktü. Olay yerine gelen polis ekipleri, evimizi güvenlik gerekçesiyle boşaltmamızı istedi. Bunun üzerine alt katta oturan babam, 2 çocuğum ve eşimle birlikte evi boşalttık. Sabah saatlerinde işyerimden izin alıp geldim. Önce 155&#8217;i, ardından da Yıldırım Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü&#8217;nü aradım, ancak bu saate kadar hiçbir yetkili gelmedi. Ne yapacağımı bilmemiyorum.&#8221; </P><P><BR>Yolun çökmesine neden olduğu iddia edilen inşaatın sahibi Nusret Karatürk hakkında &#8216;Taksirle genel güvenliğin tehlikeye sokulması&#8217; suçundan işlem yapılacağı bildirildi.<BR></P></TD></TR></T></TABLE>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:53:41 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3332&amp;PID=8544#8544</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>A&#351;k &#214;yk&#252;leri : Leylâ ile Mecnun</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3331&amp;PID=8543#8543</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> Leylâ ile Mecnun<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 14:51<br /><br /><P>Bu hikayenin konusu kısaca şöyledir: Leyla ve Kays(Mecnun&#8217;un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine aşık olmuşlardır. Kısa zamanda heryere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla&#8217;yı okuldan alır ve Kays&#8217;la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun&#8217;a birçok kişi Leyla&#8217;yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla&#8217;dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta babası onu bu dertten kurtulmak üzere Allah&#8217;a yakarması için Kabe&#8217;ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla&#8217;nın hem Mecnun&#8217;un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikaye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir tülü cefasıyla yoğrulmaktadır, bu sırada dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla&#8217;nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Birgün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve &#8220;Leyla benim içimdedir, sen kimsin?&#8221; der. Leyla , Mecnunun ualştığı mertebeyi anlar ve evine geri döner ve üzernden fazla zaman geçmeden Mecnun'u hayata gözlerini yumar.Leyla onu mezarına uzanır ve canından can gitmiş gibi hışkıra hıçkıra ağlar , Yaradana feryat figan dualar ederek canını almasını , kendisini Mecnununa kavuşturmasını ister.Duası kabul olur ,göklerin gürlemesiyle birlikte Mecnununa kavuşur aşıklar aşığı yürüyen ilahe Leyla ...</P><P>Bu hikayenin sonunda; seven ve sevilen bir olmuşlardır. Aşık kendini madde dünyasından tamamen soyutlamayı başarmış ve sevdiğine ulaşmıştır. Bu noktadan sonra seven ve sevilen diye iki farklı kişiden bahsetmekte yanlıştır; ruhlar ilahi visal(ilahi kavuşmaya)e ulaşmışlardır. Bu yüzden artık Mecnun sevdiğini kendinden dışarıda aramamaktadır, bu dünyayı onun yeri kabul etmemektedir. Bu mesnevide Fuzuli, dünyevi aşkı bir basamak olarak kullanıp onun üstünden maddeden ayrılıp tamamen ruha ait olan ilahi aşkı anlatır.</P><P><BR></P><P><A id=Efsanenin_hikayeye_d.C3.B6n.C3.BC.C5.9Fmesi name=Efsanenin_hikayeye_d.C3.B6n.C3.BC.C5.9Fmesi></A></P><H2><SPAN =mw-line>Efsanenin hikayeye dönüşmesi</SPAN> <SPAN =editsecti&#111;n style="FONT-WEIGHT: normal; FONT-SIZE: x-small; MARGIN-LEFT: 0px; : n&#111;ne"><FONT size=1>&#091;</FONT><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Leyl%C3%A2_ile_Mecnun&amp;acti&#111;n=edit&amp;secti&#111;n=1" target="_blank"><U><FONT size=1>değiştir</FONT></U></A><FONT size=1>&#093;</FONT></SPAN></H2><P>Bu efsane Arap edebiyatında 10. yüzyılda çok yaygın bir hale gelmiş, Mecnun'a ait olduğu söylenen şiirlerin arasına nesirler de eklenerek hikaye haline getirilmiştir. Bu konu daha sonra <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fars" target="_blank"><U>Fars</U></A> ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk" target="_blank"><U>Türk</U></A> edebiyatlarında da işlenmiştir. Bunların arasında en ünlüsü <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fuzuli" target="_blank"><U>Fuzuli</U></A>'nin <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1535" target="_blank"><U>1535</U></A>'te yazdığı <I>Leylâ vü Mecnun</I> adlı mesnevisidir.Fuzuli,Leyla ve Mecnun mesnevisini istek üzerine yazmıştır. Kanuni Sultan Sü&shy;leyman Bağdat şehrini ele ge&shy;çirdikten sonra burada toplanan bilim ve sanat adamları, Fu&shy;zuli&#8217;den, bu türde bir eser yazmalarını istemişler, bunu bir çeşit sınanma sayan Fuzuli de 1535 yılında eserini tamamlayıp Bağdat valisi Üveys Paşa'ya sunmuştur.</P><P><A id=Mecnun_ve_namaz_k.C4.B1lan_dervi.C5.9F name=Mecnun_ve_namaz_k.C4.B1lan_dervi.C5.9F></A></P><H2><SPAN =mw-line>Mecnun ve namaz kılan derviş</SPAN> <SPAN =editsecti&#111;n style="FONT-WEIGHT: normal; FONT-SIZE: x-small; MARGIN-LEFT: 0px; : n&#111;ne"><FONT size=1>&#091;</FONT><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Leyl%C3%A2_ile_Mecnun&amp;acti&#111;n=edit&amp;secti&#111;n=2" target="_blank"><U><FONT size=1>değiştir</FONT></U></A><FONT size=1>&#093;</FONT></SPAN></H2><P>Kays, bilinen adıyla Mecnun, Leylâ'nın aşkından kendisinden geçip yarı meczup bir halde çölde giderken, namaz kılmakta olan bir dervişin önünden geçer. Derviş hemen namazını selamlayıp, Mecnun'a "Namaz kılan birinin önünden geçilmez, bunu bilmiyor musun?" diye çıkışır. Mecnun cevap verir</P><P>"Ben Leylâ'nın aşkından öyle bir hale geldim ki, senin burada namaz kıldığını görmedim bile, sen nasıl bir aşkla namaz kılıyorsun da benim senin önünden geçtiğimi görüyorsun?"</P><P><A id=Mecnuna_.C5.9Eartlar name=Mecnuna_.C5.9Eartlar></A></P><H2><SPAN =mw-line>Mecnuna Şartlar</SPAN> <SPAN =editsecti&#111;n style="FONT-WEIGHT: normal; FONT-SIZE: x-small; MARGIN-LEFT: 0px; : n&#111;ne"><FONT size=1>&#091;</FONT><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Leyl%C3%A2_ile_Mecnun&amp;acti&#111;n=edit&amp;secti&#111;n=3" target="_blank"><U><FONT size=1>değiştir</FONT></U></A><FONT size=1>&#093;</FONT></SPAN></H2><P>Bunun üzerine Leylâ&#8217;nın babası kızını Mecnun&#8217;a vermek için üç şart koşar.</P><UL><LI>Birincisi Mecnun çok sevdiği dişi ahuyu öldürecektir. <LI>İkincisi aslan ile boğuşup onu da öldürmesi. <LI>Üçüncüsü ise yedi başlı ejderhayı öldürmesi. </LI></UL><!-- NewPP limit rePreprocessor node count: 73/1000000Post-expand include size: 2163/2048000 bytesTemplate argument size: 616/2048000 bytesExpensive parser  count: 0/500--><!-- Saved in parser cache with key trwiki:pcache:idhash:13531-0!1!0!!tr!2 and timestamp 20080703091401 --><DIV =printfooter>&nbsp;</DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:51:48 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3331&amp;PID=8543#8543</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>M&#252;zik Muhabbet : YUSUF NALKESEN</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3330&amp;PID=8542#8542</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> YUSUF NALKESEN<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 14:49<br /><br /><P><B>Yusuf Nalkesen</B>, (d. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Aral%C4%B1k" target="_blank"><U>Aralık</U></A> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1923" target="_blank"><U>1923</U></A>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Csk%C3%BCp" target="_blank"><U>Üsküp</U></A> &#8211; <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1_Ocak" target="_blank"><U>1 Ocak</U></A> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2003" target="_blank"><U>2003</U></A>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir" target="_blank"><U>İzmir</U></A>). Türk besteci.</P><P>Yedi kardeşin en küçüğü olarak Üsküp'ün <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C5%9Ftip" target="_blank"><U>İştip</U></A> kasabasında dünyaya gelen Nalkesen'in ailesi, gördükleri etnik baskılar sebebiyle kısa bir süre sonra yeni kurulan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti" target="_blank"><U>Türkiye Cumhuriyeti</U></A>'ne göç etme ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu sebeple ailesiyle <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir" target="_blank"><U>İzmir</U></A>'e göçen Nalkesen, ilkokul ve üstün bir başarı gösterdiği ortaokulun ardından sınavsız olarak <I>Necati Bey Erkek Muallim Mektebi'</I>ne alınır. Bu yıllarda <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TRT" target="_blank"><U>TRT</U></A> radyosunun yayınlarını ve sanatçıların uğradığı kahvehanelerde yaptıkları fasılları kaçırmayan Nalkesen, Ağrı'nın Tutak ilçesine öğretmen olarak atanır. O yıllarda (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1947" target="_blank"><U>1947</U></A>-<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1948" target="_blank"><U>1948</U></A>) eline geçen eski bir udla çalışmaya başlayan sanatçı, kendi kendine ud çalmayı öğrenir ve 8 saate varan çalışmaları sonucunda en zor saz eserlerini bile icra eder hale gelir.</P><P><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1952" target="_blank"><U>1952</U></A> yılında açılan <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C4%B0zmir_Radyosu&amp;acti&#111;n=edit&amp;redlink=1" target="_blank"><U>İzmir Radyosu</U></A> Saz Sanatçılığı sınavıyla TRT kadrosuna giren Nalkesen; sabahları okula, ardında da programa giderek sanat tutkusunun peşinden koşar. 1970'li yıllara kadar bu tempoda devam eden sanatçı, artık bestelere ağırlık vermeye karar verir. Yıllar önce, 5 Eylül 1951 tarihinde yaptığı "Veda Busesi" bestesi büyük bir patlama yapar ve milyonların diline düşer. &#8220;Saymadım kaç yıl oldu&#8221;, &#8220;İçimdesin&#8221;, &#8220;Söylemez mi Bestem?&#8221;, &#8220;Seninle Bir Sonbahar&#8221;, &#8220;Kimi Dertten İçermiş&#8221;, &#8220;Yalan Değil&#8221;, &#8220;Avuçlarımda Hala&#8221;, &#8220;Kapın Her Çaldıkça&#8221;, &#8220;Gitmek mi Zor?&#8221;, &#8220;Madem Küstün&#8221;, &#8220;Dargın Ayrılmayalım&#8221; ve &#8220;O Ağacın Altı&#8221; gibi sayısız unutulmaz şarkı besteler.</P><P>Nisan 1970'te öğretmenlikten emekli olan Nalkesen, bu tarihten sonra sanatçı sendikalarında daha faal bir rol oynamaya başlar. Bu yüzden TRT yönetimiyle de arası bozulur ve 13 Ağustos 1973 tarihinde bir genel müdürlük yazısıyla görevini son verilir. 23 yıl hizmet ettiği TRT'ye tazminat davası açan sanatçı, bu davayı kazanır. Maddi hak ve kıdem tazminatını kazanan Nalkesen, kırgın olduğu TRT'ye dönmez. Hatta yıllarca TRT'nin Fuar binasına ve sonradan taşındığı Kahramanlar binasına gitmez.</P><P>1948 yılı 10 ağustosunda Meliha Nalkesen&#8217;le evlenen sanatçı; İnci, Süleyman, Ebru ve Selçuk adlarında dört çocuk sahibi olur. Ancak en büyük çocuğu İnci'yi 22 Şubat 1982 tarihinde kaybeder.</P><P>Türk sanat dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Nalkesen, 2003 yılının ilk saatlerinde, 6 aydır böbrek tedavisi için hastaneye gitmeye hazırlanırken kalp kriziyle hayata veda etti.</P><P><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1998" target="_blank"><U>1998</U></A> yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Devlet_Sanat%C3%A7%C4%B1s%C4%B1" target="_blank"><U>Devlet Sanatçısı</U></A> unvanını almıştır.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:49:00 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3330&amp;PID=8542#8542</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Haber : flaş....flaş.;!.... Flaş... keneler mecliste</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3329&amp;PID=8541#8541</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> flaş....flaş.;!.... Flaş... keneler mecliste<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 14:20<br /><br /><TABLE height=6 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=716><T><TR><TD><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD><H1 =HabDeter>'Keneler Meclis'e kadar geldi'</H1></TD><TD =HabDetDate align=right width=130>17 Temmuz 2008</TD></TR></T></TABLE></TD></TR><TR><TD height=10></TD></TR><TR><TD =y_editor_info style="COLOR: #444444" height=15>A.A</TD></TR><TR><TD height=10></TD></TR><TR><TD =yHabDetText><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0 valign="top"><T><TR><TD><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0 valign="top"><T><TR><TD vAlign=top><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8031/5868031.jpg" hspace="2" vspace="6" border="0" align="right" alt="Keneler%20Meclise%20kadar%20geldi" /></TD></TR></T></TABLE></TD></TR><!--media başlangıç--><!-- media--></T></TABLE><B>DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, kenelerin Meclis'e kadar geldiğini iddia etti.</B><BR><BR><P><a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/DTP/" target="_blank"><U><FONT size=3>DTP</FONT></U></A> Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Sağlık Enformasyon Daire Başkanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/TBMM/" target="_blank"><U><FONT size=3>TBMM</FONT></U></A> Başkanlığına sundu. Bu konuda Meclis'te basın toplantısı düzenleyen <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/DTP/" target="_blank"><U><FONT size=3>DTP</FONT></U></A>'li Bayındır, dün <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/TBMM/" target="_blank"><U><FONT size=3>TBMM</FONT></U></A>'nin 1. katında bir personelin kene tarafından ısırıldığını da iddia ederek, &#8220;Artık keneler Meclise kadar geldi. Çalışanımıza geçmiş olsun diyoruz&#8221; dedi.<BR><BR><strong><a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/DTP/" target="_blank"><U><FONT size=3>DTP</FONT></U></A>'Lİ BAYINDIR'DAN TEKLİF</strong></P><P>Bayındır, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında kanun teklifi hakkında bilgi verdi. Bayındır, hastalıkların önlenmesi ve kontrolü için Sağlık Enformasyon Dairesi kurulmasını önerdi.<BR></P><P>Türkiye'de son yıllarda sıkça görülen ve giderek çeşitlenen bulaşıcı hastalıklarla ilgili vatandaşın bilgi edinme, bilgilendirilme ve bu hastalıklardan korunma için gerekli tedbirlerin alınmadığını öne süren Bayındır, deli dana, kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, kolera, ishalli enfeksiyonlar, adenovirüs, rotavirüs ve nonovirüs ile hastalık yapan tehlikeli ishallerin giderek yaygınlaştığını söyledi.<BR></P><P>İnsanların hayvanları suni yollarla besleyerek hastalıklara davetiye çıkardığını iddia eden <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/DTP/" target="_blank"><U><FONT size=3>DTP</FONT></U></A>'li Bayındır, &#8220;Tüm hastalıklarla mücadele etmenin yolu, bu hastalık üreten insan zihniyetinin değiştirilmesidir&#8221; dedi.<BR></P><P>Doğanın dokunulmazlığının şart olduğunu kaydeden Bayındır, Hükümetin de üzerine düşeni acil olarak yapmasını istedi.</P><P><BR>Bayındır, 6 yıldır insanların bulaşıcı hastalıklardan öldüğünü ifade ederek, &#8220;Siz hiç 'Dikkat Kene Var' yazılı bir tabela gördünüz mü?&#8221; diye sordu.<BR></P><P>Kanun teklifinde kurulmasını önerdiği Sağlık Enformasyon Daire Başkanlığının ana görevinin, insan sağlığını ve yaşam kalitesini ilgilendiren bütün konularda merkezi bir bilgi kaynağı oluşturmak, güncellemek ve bu kaynağı yurttaşların hizmetine ücretsiz sunmak olacağını söyledi.<BR></P></TD></TR></T></TABLE>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:20:58 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3329&amp;PID=8541#8541</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Be&#351;ikta&#351; : hayran olduğum bir oyuncu Filip Holosko</title>
   <link>http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3328&amp;PID=8540#8540</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kalbimcity.com/member_profile.asp?PF=36">eylül</a><br /><strong>Konu:</strong> hayran olduğum bir oyuncu Filip Holosko<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17-Temmuz-2008 Saat 14:02<br /><br /><TABLE height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width=440 border=0 XHKX="s/ayin_yazisi_orta_bg.gif"><T><T><TR><TD vAlign=top ="haber"><P align=right>08.05.2008</P><P align=justify><B>Filip Holosko</B></P><P align=justify><B>Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü&#8217;nde bu seferki konuğumuz, kadromuza ligin ikinci yarısında katılan Slovak futbolcumuz Filip Holosko&#8230;</B></P><P align=center><BR><img src="http://www.bjk.comtr/medyaadi=holosko_ankaramacihbr" border="0" /></P><P>Holosko&#8217;yu tüm detaylarıyla anlatmaya gerek yok. Onu sadece Beşiktaşlılığıyla bilseniz yeter. Takımımız&#8217;a transferinden önce başlayan bir Beşiktaş macerası vardı onun. Gazetelerde, televizyonlarda mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Slovak yıldızımız, Siyah Beyazlı formayı üzerine geçirdiği zaman henüz Beşiktaş&#8217;ta oynamayı bir kenara bırakın sözleşme için masaya bile oturmamıştı. Filip o sıralarda Vestel Manisaspor&#8217;da oynuyordu ama yakaladığı her fırsatta Beşiktaşlı olduğunu, bir gün Beşiktaş&#8217;ta oynamak istediğini söylüyordu. Gazeteciler, 4 büyük takımın formasını önüne koyduğunda düşünmeden Beşiktaş formasını seçmiş ve büyük gururla poz vermişti. </P><P>İlginç bir durum&#8230; Yabancı bir ülkedesiniz, etrafınızdakilerin bir çoğuyla kültürünüz farklı ama o ülkenin değerlerinden birisini destekliyor, yetmiyor gönül veriyorsunuz. Nouma&#8217;da, Ferdinand&#8217;ta, Amokachi&#8217;de bir yabancı futbolcunun ülkesinin dışında bir takımı desteklemesine şahit olmuştuk ama hepsinin tek ortak özelliği oynadıkları takıma âşık olmalarıydı. Holosko ise hepsinden farklı. O rakibi olduğu bir takımın taraftarı olmayı tercih etti, Vestel Manisa&#8217;da oynadığı dönemde Beşiktaş formasıyla poz verdi. </P><P>Türkiye&#8217;de böyle bir olaya alışık değiliz. Yabancılar genellikle gelirler ve geçerler. Hele Edirne dışına adım attıkları vakit kendi isimleriyle eski takımlarının adı çok az defa yan yana gelir. Çoğunlukla gördüğümüz durum bu. Ancak alışık olmadığımız ise Holosko&#8217;nun durumu. Yani bir başka takımda oynarken bir başka takım taraftarı olmak. Slovak futbolcudaki Beşiktaşlılık nereden geliyor?</P><P><strong>-Futbolu sadece meslek olarak değil, aynı zamanda bir hobi olarak takip eden birisi olarak Türkiye&#8217;ye geldiğim ilk günden itibaren sadece kendi rakiplerimizi değil bir bütün olarak Turkcell Süper Ligi&#8217;ni de takip edip, izleyebildiğim kadar çok maç izlemeye çalıştım. Bu takımların arasında ilgimi en çok çeken kulüp Beşiktaş oldu. Beşiktaş&#8217;ın benim karakterime en yakın kulüp olduğunu keşfetmem ise fazla zaman almadı. Bunda Beşiktaş taraftarının, takımını olağanüstü bir şekilde desteklemesinin de çok büyük payı olduğunu söyleyebilirim. Ben sadece Beşiktaşlı bir oyuncu değil aynı zamanda iyi bir taraftarım.</strong></P><P>Sizin de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Holosko oynadığı ilk maçtan itibaren takımda hiç sırıtmadı. Sanki uzun yıllar Siyah Beyazlı formayı giyen bir isim gibi mücadele etti. Canını dişine taktı, kısa bir süre içinde elinden gelenin en iyisini yaptı. Hiç mi yabancılık çekmedi?</P><P><strong>-Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Beşiktaş&#8217;a gelmeden önceki takımım olan Vestel Manisaspor&#8217;da çok iyi bir ortamda çalışıp ülkeye olan adaptasyon sürecimi atlatmıştım. Dolayısıyla Beşiktaş&#8217;a transfer olduğum aşamada artık hem Türkiye&#8217;yi hem de Türk futbolunu tanımış ve alışmış bir oyuncu olarak geldim. Ayrıca devamlı üstüne basa basa söylediğim bir olgu da var ki, Beşiktaş benim karakterime çok uygun bir kulüp. Özetle doku çok çabuk uyuştu ve hiçbir sorun yaşamadım.</strong></P><P>Düşünsenize başka bir takımda oynuyorsunuz ama rakibiniz en çok sevdiğiniz takım. Bir futbolcu için oldukça garip bir durum olsa gerek. Futbolda profesyonellikten bahsederler ama futbolcunun da duyguları eritilmemiştir ya. İnsan ister istemez başka bir ruh haline bürünür herhalde. Manisaspor&#8217;da Beşiktaş&#8217;a karşı oynarken neler hissediyordun, stadımız sana neler ifade ediyordu?</P><P><strong>-Profesyonel bir futbolcu olarak formasını giydiğim takımın kazanmasını istiyordum ama karşımda da en çok hayranlık duyduğum takım vardı. Çok defa bu ikisinin arasında kaldım, bu zorluğu defalarca yaşadım. İnönü Stadı&#8217;na ilk çıktığım günden sonra stadın atmosferi aklımdan hiç çıkmadı. Bir futbolcu için en zor olaylardan biri emin olun ki İnönü Stadı&#8217;na rakip takım oyuncusu olarak gelmektir. Beşiktaş formasıyla İnönü Stadı&#8217;nda deyim yerindeyse rakiplerimize karşı adeta bir kişi fazla oynuyoruz. Çünkü taraftarımız dünyada bile ismini duyurmuş ve takımını sonuna kadar destekleyen, takımıyla yaşayan, takımıyla düşünen, takımına her şeyini veren özverili bir topluluk. Onlarla aynı takım taraftarı olmaktan büyük onur ve gurur duyuyorum.&nbsp; Türkiye&#8217;de gelebileceğim en iyi noktaya geldiğimi ve çok mutlu olduğumu, Beşiktaş da beni istediği sürece burada bu özel formayı taşımaktan büyük gurur duyacağımı belirtmek isterim.</strong></P><P><img src="http://www.bjk.comtr/medyarn=16398" height="332" width="303" hspace="0" border="0" align="right" /></P><P>Mutlaka senin de transfer olmadan önce Beşiktaş&#8217;tan beklentilerin vardı. Beklentilerin karşılanabildi mi?</P><P><strong>-Daha öncede sık sık ifade ettiğim gibi Beşiktaş&#8217;ı çok iyi analiz etmiştim ve buraya kendimden ve beklentilerimden emin bir şekilde geldim. Ne mutlu bana ki çok iyi karşılandım. Şu anda beklentileri gerçekleşmiş bir insanın mutluluk ve huzurunu yaşıyorum.</strong></P><P>Bu transfer Slovakya&#8217;da nasıl değerlendirildi?</P><P><strong>- Ülkem Slovakya küçük bir ülke olmasına rağmen spora sevdalı insanların oranı çok yüksek. Türkiye&#8217;de de Vestel Manisaspor&#8217;dan Beşiktaş gibi Avrupa&#8217;da tanınan bir kulübe geçmem çok olumlu karşılandı.</strong> </P><P>Holosko&#8217;nun Beşiktaş&#8217;a transfer olması bazılarını rahatsız ettiğinden olsa gerek daha imza atılmadan bir sürü eleştiri aldı. Kimileri transferi pahalı buldu, kimileri Holosko&#8217;nun Beşiktaş&#8217;a göre bir futbolcu olmadığından dem vurdu. İmza atıldığında bütün bu eleştiriler asgariye iner diye düşünülüyordu ama azalacağına arttı. Çekemeyenlerin bu seferki silahı genç futbolcunun futbol karakteriydi. Onlara göre Holosko, geniş alanlarda kimseyi affetmeyen bir futbolcuydu, dar alanlarda foyası ortaya çıkardı. Takımımız&#8217;ın rakipleri zaten Beşiktaş&#8217;a karşı oynarken geniş alan bırakmıyorlar, oyunu dar bir alana hapsediyorlardı. Dolayısıyla Holosko dar alanlarda zorlanacaktı. Hal böyle olunca da &#8220;Biz demiştik&#8221; sesleri ayyuka çıkacaktı. Bu eleştiriye yapanlar Holosko&#8217;nun oyun karakterini Holosko&#8217;dan daha iyi biliyorlardı galiba ama biz yine de futbolcuya sormayı tercih ettik. </P><P>Oyun karakterin nasıl? Basında çıkanlara bakarsak geniş alanlarda etkili bir oyuncusun ama dar alanlarda zorluk çekiyormuşsun.<BR>&nbsp;<BR><strong>-Bu tip teknik sorulara cevap vermektense takımım için saha içerisinde mücadele etmeyi ve cevabımı sahada vermeyi tercih etmeme rağmen Beşiktaş formasını giydiğim yarım sezonda beni iyi izleyenlerin dar alanda da ne kadar etkili bir oyuncu olduğumu göreceklerine eminim.</strong></P><P>Attığın gollerle yaptığın asistlerin oranı yaklaşık olarak aynı. Kendini hangisinde daha etkili görüyorsun?</P><P><strong>-Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki sahaya çıktığımda istatistiklerin hiçbir önemi kalmıyor. Orada benim tek isteğim takımımın kazanması. Ben de bu uğurda elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bu bazen gol, bazen asist, bazen gol ve asist, bazen de sadece mücadele şeklinde sonuçlanabiliyor. Ama beni izleyenler şundan emin olsun ki ben sahada olduğum süre içerisinde her şeyimi Beşiktaş için harcıyorum.</strong></P><P>Futbolcu-teknik direktör ilişkisine baktığımız zaman çok azında sıcak bir ilişki görebiliriz. Teknik adamlar genellikle otoriterdir, bunu yüzlerine bile yansıtırlar. Kimisi futbolcuya mesafeli davranır, kimisi kendisini sadece işine verir. Üşümesin diye futbolcusunun üstüne kendi montunu örten Lucescu gibisini pek göremezsiniz futbol dünyasında. Keza futbolcusunun kramponlarını bağlayan teknik adamı da&#8230; Hatırlarsınız, BJK İnönü Stadı&#8217;nda bu sezon oynadığımız Ankaraspor maçının başında Holosko&#8217;nun kramponunun bağları çözülmüştü, Slovak futbolcunun ellerinde eldiven vardı ve kramponunu bağlamakta güçlük çektiğini gören Teknik Direktörümüz Ertuğrul Sağlam kulübenin önüne gelerek Holosko&#8217;nun ayakkabılarını bağlamıştı. Bu durum kimileri için bir şey ifade etmeyebilir ama Beşiktaşlılığın diğer anlamlarını bilenler için bu hareket çok şey ifade ediyor. En basitinden kolej havası diye adlandırılan olgunun bir diğer açıklaması&#8230; Ne şanslıyız ki bir teknik adamın futbolcusuna baba şefkati ve abi sıcaklığı ile yaklaşmasına şahitlik eden bir takımın bireyleriyiz. Ertuğrul Sağlam&#8217;ın bu jestinden bizler bile etkilenmişken Holosko neler hissetti acaba?</P><P><strong>-Öncelikle hocamız Ertuğrul Sağlam, iyi bir teknik adamlığın yanı sıra bizimle çok iyi arkadaşlık bağı kurabilen bir insan. Bahsettiğiniz olaya gelince tabii ki çok duygulandım. O an için elimde eldivenler olduğundan bağları bağlamakta zorluk yaşayacaktım. Hocamın bu hareketi beni mutlu etmesinin yanı sıra fazlasıyla da şaşırttı. Çünkü yeşil sahalarda pek görülen bir jest değildi.</strong></P><P>Beşiktaş tarihine baktığımız zaman birçok yabancı futbolcunun adını Kulübümüz&#8217;ün tarihine yazdırdığını görüyoruz. Senin böyle bir hedefin var mı?</P><P><strong>-Beşiktaş&#8217;taki en büyük hedeflerimden birisi burada bir fenomen haline gelmek.</strong></P><P>Futbol üzerine kurduğun hayaller neler? Aklında Avrupa var mı?<BR>&nbsp;<BR><strong>-İnsanoğlunun hayallerinde kesinlikle bir sınır olduğunu düşünmüyorum. Hayaller bitince insanın amaçlarının da bittiği kanaatindeyim. Bugün itibariyle Beşiktaş&#8217;ta olmaktan son derece mutluyum. Ama ilerleyen yıllarda şu an dünya futbolunu en iyilerinin olduğu İngiltere veya İspanya ligindeki üst düzey takımlarından birinde forma giymek isterim.</strong> </P><P>İstanbul hayatına alışabildin mi? Nasıl vakit geçiriyorsun futbol dışında?</P><P><strong>-İstanbul, dünyada yaşanabilecek birkaç şehirden birisi. Manisa&#8217;da oynarken çok az gelmeme rağmen ne kadar güzel bir yer olduğunu biliyordum. Ama artık İstanbul&#8217;da daha çok vakit geçirebiliyorum. Futboldan arta kalan vaktimi nişanlımla birlikte İstanbul&#8217;daki tarihi ve doğal güzellikleri gezerek değerlendiriyorum. Umarım uzun yıllarım bu güzellikleri yaşayarak geçer.</strong></P></TD></TR></T></T></TABLE><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen eylül - 17-Temmuz-2008 Saat 14:03</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:02:48 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kalbimcity.com/forum_posts.asp?TID=3328&amp;PID=8540#8540</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>